Kamu Yapı & İnşaat Sözleşmeleri Mevzuatı - Ali POLAT
  İstisna sözleşmesinde müteahhidin borçları - Osman Fırat TURAN
 

İstisna sözleşmesinde müteahhidin borçları 
Osman Fırat TURAN

 

§.1- Müteahhit Kavramı ve Genel Olarak İstisna Sözleşmesinde Müteahhidin Borçları

 

I- Müteahhit Kavramı

 

“Müteahhit” sözcüğü Arapça kökenli bir kelime olup, taahhüt eden anlamına gelmektedir1.   Bu   kelimelinin   kökünü   oluşturan   “taahhüt”   kelimesi   ise,   yükümlenme, yüklenme   anlamını   ifade   etmektedir2.   22.04.1926 kabul   tarihli   ve   818  sayılı   Borçlar Kanunumuzun 355.maddesinde “iş sahibinin vermeği taahhüt eylediği semen mukabilinde bir şey imalini iltizam eden” kişi “müteahhit” olarak adlandırılmıştır.

 

Bununla birlikte kimi çevrelerce “müteahhit” i ifade etmek üzere “yüklenici” kelimesinin kullanıldığı görülmektedir. Özellikle Yargıtay’ın, kararlarında son yıllarda bu kelimeyi kullanması dikkat çekicidir3.

 

Yine 4734 sayılı Kamu İhale Kanununu incelediğimizde, yapım işi ihalelerine teklif veren gerçek veya tüzel kişileri veya bunların oluşturdukları ortak girişimleri ifade etmek üzere   “yapım   müteahhidi”   teriminin   kullanıldığı; “yüklenici” kelimesinin ise kanımızca anlamının   genişletilerek, üzerine ihale yapılan ve sözleşme imzalanan hizmet sunucusu, mal tedarikçisi veya yapım müteahhidini belirtmek üzere kullanıldığı görülmüştür.

 

Kanaatimizce,   Yargıtay’ca da benimsenmiş olan   “yüklenici”   kelimesinin gerek anlam bilimsel   gerekse   de   sesbilimsel   (vokal)   özellikleri   nedeni   ile   kullanılması yerinde olacaktır. Ayrıca, Yargıtay’ın hukuk terminolojisini uygun Türkçe sözcükler ile zenginleştirme   girişimi   kanaatimizce   desteklenmesi   gerekli   bir   çalışmadır.   Ancak tüm bunlara rağmen bu çalışmamızda kanuni terminolojiye uygun olması amacı ile “müteahhit” kelimesi kullanılacaktır.

 

II-  Genel Olarak İstisna Sözleşmesinde Müteahhidin Borçları

 

İstisna sözleşmesinde müteahhidin borçları,   Borçlar Kanununun 356 ile 363.maddeleri arasında düzenlenmiştir.

 

Kanunumuz müteahhidin borçlarını; 356.madde de “umumiyet itibariyle”, 357.maddede, “malzeme itibariyle”, 358.maddede “akit dairesinde işe başlama ve çalışma”, 359 ile 363.maddeler arasında ise   “işin kusuruna mütedair teminat”   konuları etrafında gruplandırarak belirlemiştir.

 

Bu çalışmamızda sadece BK.m.356 da düzenlenen müteahhidin “umumiyet itibariyle” borçları incelenecek olup, müteahhidin diğer borçlarına 356. madde de yer alan düzenlemelere bağlantıları oranında değinilecektir.

 

 

İstisna sözleşmesinde müteahhidin iki ana borcu bulunmakta olup, bunlardan ilki   “bir   eserin   meydana   getirilmesi”   diğeri   ise   “meydana   getirilen   eserin   teslimine” ilişkindir4. 

 

İstisna sözleşmesinin Bk.mad.355 de yapılan tanımında, müteahhidin bir eseri meydana   getirme   borcunun   varlığı   açıkça   düzenlenmiş   olmakla   birlikte,   müteahhidin meydana getirdiği eseri iş sahibine teslim etme borcunun varlığı hükme bağlanmamıştır. Oysa bu sözleşmede, müteahhidin eseri meydana getirmesi kadar, meydana getirdiği eseri teslim etmesi de onun asli bir borcudur5.

 

Müteahhidin BK.da açıkça yer alan veya işin mahiyetinden çıkarılan diğer yan  borçları bu iki ana borçtan doğmakta olup, bu ana borçların  sözleşmeye uygun surette ifasını sağlamaya dönük bir işlevi üstlenmektedirler6.

 

Müteahhidin   “bir   eserin   meydana   getirilmesi”   borcundan   doğan   yan borçlarının başlıcaları; işi sadakat ve özenle yapma, işi bizzat yapma, araç ve gereçlerle malzemeye   ilişkin   borçlar,   işe   zamanında   başlama   ve   devam   etme   ile   genel   ihbar yükümlülüğüdür. Buna karşılık, eserin teslimi borcu, ayıba karşı tekeffül borcu ve eserin hasarına katlanma borcu ise “meydana getirilen eserin teslimine” ilişkin ana borçtan doğan önemli yan borçlardır7. 

 

Yukarıda belirtildiği üzere, BK.mad.356 da müteahhidin umumiyet itibariyle borçları düzenlenmiş olup, maddenin 1.fıkrasında “sadakat ve özen borcuna”, 2.fıkrasında “işi bizzat kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmak borcuna”, 3.fıkrasında ise  “araç ve gereç sağlama borcuna”  yer verilmiştir.  Yine yukarıda değinildiği gibi BK. mad. 356 da düzenlenen bu borçlar  müteahhidin bir eseri meydana getirme ana borcundan doğan  yan borçlar olup, çalışmamız sadece bu borçların incelenmesinden ibarettir.

 

§.2- Müteahhidin İşi Sadakat ve Özenle Yapma Borcu

 

I- Genel Olarak Sadakat ve Özen Borcu

 

BK.mad.356/1   de;   “Müteahhidin   mesuliyeti,   umumi   surette   işçinin   hizmet akdindeki mesuliyetine dair olan hükümlere tabidir” hükmü düzenlenmiştir.

 

Görüleceği üzere müteahhidin sadakat ve özen borcu kanunumuzda açıkça düzenlenmemiştir. Bununla birlikte sadakat ve özen borcu müteahhit ile iş sahibi arasındaki güven ilişkisinin doğal bir sonucu olup, müteahhit istisna sözleşmesinden doğan borçlarını özenle yerine getirmek; iş sahibinin menfaatlerini korumak zorundadır8.

 

Sadakat borcu ve özen borcu birbirine sıkı surette bağlı olup, özen borcu aynı zamanda sadakat borcunun bir sonucudur9.

II- Sadakat (Bağlılık) Borcu

 

A- Hukuki Dayanağı

 

Sadakat borcu yukarıda da belirtildiği üzere kanunda açıkça düzenlenmemiş olmakla birlikte, söz konusu borç hukuki niteliği istisna akdinin bir iş görme akdi niteliği taşımasından doğmaktadır10. İş görme genellikle başkasının menfaatine hareketi gerektirir11. Sadakat borcu iş görenin  iş sahibinin yararına olacak şeyleri yapmak ve ona zarar verecek her türlü hareketten kaçınmak borcu anlamı taşır12.

 

Bu bağlam da sadakat borcunun hukuki niteliği açıklanırken yine iş görme borcu   doğuran   bir   sözleşme   niteliğindeki   vekalet   sözleşmesi   üzerinde   durmakta   yarar bulunmaktadır.   BK.mad.   390/2   de   vekalet   sözleşmesinde   vekilin   sadakat   borcu   açıkça düzenlenmiştir.   Yine   BK.mad.386/2   de   kanunla   düzenlenmeyen      görme   sözleşmeleri hakkında   vekalet   sözleşmesini   düzenleyen   kanun   hükümlerinin   bu   sözleşmelere   de uygulanabileceği   hüküm   altına   alınmıştır.   Bu   düzenleme,   kanunla   düzenlenen      görme sözleşmeleri   ile   ilgili   olarak,   kanuni   düzenlemelerinde   boşluk   bulunan   hallerde   vekalet sözleşmesini düzenleyen kanun hükümlerinden yararlanmayı kıyasen mümkün kılmakta ve müteahhidin      sahibine   karşı   sadakat   borcunun   bulunduğunu   tartışmasız   hale getirmektedir13.

 

Bununla birlikte BK.mad. 410 da; “Vekaleti olmaksızın başkasının hesabına tasarrufta   bulunan   kimse,   o   işi   sahibinin   menfaatine   ve   tahmin   olunan   maksadına   göre yapmağa mecburdur” hükmü düzenlenmiş olup, bir sözleşmeye dayanmayan vekaletsiz iş görmede bile, kanun koyucu, iş sahibinin yararına ve tahmin olunan amacına uygun hareket etme  yükümlülüğünü  düzenlediğine  göre, bir  sözleşmeye  dayanan işgörmede  iş sahibine karşı sadakat yükümlülüğünün varlığı öncelikli olarak kabul edilmelidir14. 

 

B- Sadakat Borcunun Görünüm Halleri

 

1. Özel Görünüm Halleri

 

Sadakat   borcunun   çeşitli   görünüm   şekilleri   olup,  Tandoğan’a  göre   bu borcunun iki özel görüntüsü BK.mad.357 de düzenlenmiştir15. Bunlardan ilki,  malzemenin iş sahibi tarafından karşılanması durumunda, müteahhidin malzemenin kullanılışı hakkında hesap vermek  ve artanı iade  etmek yükümlülüğü  (357/2); diğeri ise iş sahibinin  verdiği malzemenin   veya   gösterdiği   arsanın,   eserin   gereği   gibi   veya   vaktinde   ifasını   tehlikeye koyacak   ayıplarından   müteahhidin      sahibi   haberdar   etmekle   yükümlü tutulmasıdır(357/son).

 

Bu şekilde müteahhit yalnız malzemeye veya arsaya ilişkin ayıpları değil, akdin gereği gibi veya vaktinde ifasını tehlikeye koyan diğer halleri de derhal iş sahibine haber vermekle yükümlü sayılmaktadır16.       

 

2. Diğer Görünüm Halleri

 

Sadakat borcunun bu özel görünüm şekilleri dışında üç önemli görünüm hali daha bulunmaktadır. Bunlar;

 

a.) İş sahibinin akdin gereği gibi veya vaktinde ifasını tehlikeye düşürecek maksada elverişli olmayan talimatı karşısında onu uyarmak17.

 

Müteahhit bu uyarma yükümlülüğünü yerine getirip de ona rağmen iş sahibi talimatına  uyulmasında ısrar ettiği  takdirde, müteahhidin  bu yüzden doğacak zararlardan sorumluluğu ortadan kalkar(BK.mad. 361). Eser bu talimata uyulması nedeni ile telef olacak olursa,   müteahhit   yaptığı   işin   değerini   ve   masraflarının   karşılığını   isteyebilir(BK.mad. 368/3). Müteahhidin uyarma yükümlülüğünü yerine getirmemesi durumunda iş sahibi ayıba karşı tekeffülden doğan haklarını ileri sürebileceği gibi, tazminatta isteyebilir.

 

b.) Müteahhidin sadakat borcunun bir diğer görünüm hali de ücrete ilişkindir.

Müteahhit  eseri takribi  (yaklaşık-birim  fiyat) ücretle  meydana  getirebileceği  gibi,  götürü ücretle de meydana getirebilir. Her iki halde de fiyatların uygulanacağı birim miktarı veya götürü ücrete esas masrafları makul düzeyde tutmakla yükümlüdür18.

 

c.)  Bu iki  görünüm  halinin   dışında  müteahhidin  sadakat  borcundan  doğan diğer   bir   borcuda   tıpkı   vekalet   sözleşmesinde   olduğu   gibi   sır   saklama yükümlülüğünün bulunmasıdır19.

 

Bu anlamda müteahhit, iş sahibinin kendisine tevdi ettiği veya işin görülmesi sırasında   öğrendiği   sırları,   bilgi   ve   kararları,      planlarını,   buluşları   üçüncü   kişilere açıklamaktan veya başka amaçlarla kullanmaktan kaçınmak zorundadır. Yine müteahhidin bu borcu sözleşme sona erdikten sonra da devam ettiği için, iş sahibinden sağlamış olduğu inşaata ilişkin fikir ve tekniği, onun izni olmaksızın sözleşme sona erdikten sonra kendi işlerinde kullanmamak zorundadır20.     

 

C-Müteahhidin Sadakat Borcuna Aykırı Hareket Etmesinin  Sonuçları

 

Müteahhidin sadakat borcuna aykırı hareket etmesi durumunda iş sahibinin aşağıda belirtilen hususlarda talep hakkı doğar21. Bunlar;

 

a.) Eser akde uygun olarak vücuda getirilmiş olsa ve teslim edilmiş olsa dahi, sadakat borcuna aykırı hareket nedeni ile doğan zararın tazmini.

 

b.)   Müteahhidin   sadakat   borunca   aykırı   hareketi   nedeniyle   bir   kar   etmesi durumu   söz   konusu   ise,      sahibi   BK.mad.414’ün   kıyas   yoluyla   uygulanması   ile   karın kendisine devrini isteyebilir.

 

c.) Eser henüz tamamlanmadan müteahhidin sadakat borcunu ağır surette ihlal ettiği görülür ise, iş sahibi BK.mad.369’a veya BK.mad.358/2 ile birlikte BK.mad.106’ya dayanarak akitten dönebilir.

 

III- Özen (İhtimam) Borcu

 

A-Özen Borcunun Hukuki Dayanağı, Tarz ve Derecesi

 

BK.mad.356/1  uyarınca müteahhidin  özen borcu, işçinin hizmet  akdindeki sorumluluğuna   dair   hükümlere   tabi   kılınmıştır.   Müteahhit,   hizmet   sözleşmesinde   işçiden beklenen derecede özen göstermekle yükümlü olup, işçinin bu özeninin aynısını göstermek zorundadır.

 

Bununla birlikte madde metninde “umumi surette” denilerek,  Bk.mad.321/1 de düzenlenen işçinin hizmet sözleşmesinden doğan özen yükümlülüğüne genel bir yollama yapılmıştır22. Bu düzenle müteahhit ile işçinin göstermek zorunda oldukları özen derecesinin aynı olmadığının çok açık bir göstergesidir. Bu ayrımı daha net ortaya koymak maksadı ile müteahhidin   işçi   ve      sahibi   ile   çeşitli   özellikleri   açısından   karşılaştırılmasının   yararlı olacağı kanaatindeyiz.

 

Öncelikle belirtmek gerekir ki müteahhit işçi gibi hizmet edimini değil, bir sonucu bir eser meydana getirmeyi borçlanmaktadır. Yine müteahhit işçi gibi iş sahibinin emirlerine bağlı ve bağımlı da değildir 23. 

 

Müteahhidin,      sahibi   karşısındaki   durumuna   baktığımızda;   bir   defa müteahhit  ilke olarak mesleki açıdan uzman bir kişidir. Bu da onun iş sahibine oranla işten daha iyi anlaması gerektiğini zorunlu kılmaktadır.

 

Bu iki husus  müteahhidin özen borcunun, işçinin özen borcundan çok daha ağır   olması   gerektiği   sonucunu   doğurmaktadır.     Ayrıca   günümüz   ihtiyaçları   ve   gelişen teknoloji doğrultusunda istisna sözleşmelerinin uygulama şekilleri de bu durumu zorunlu kılmakta, müteahhitten işçiden beklenen özenden daha fazlasının beklenilmesi gerekliliğini ve sorumluluk ölçeğinin daha kuvvetli olması sonucunu doğurmaktadır.

 

Müteahhidin   özen   borcunun   ağırlığı   değerlendirilirken   kanımızca   üzerinde durulması gereken bir diğer hususta müteahhidin tacir niteliğine haiz olması hususudur.

 

TTK. mad. 20/1 uyarınca her tacirin ticaretine ait faaliyetlerinde basiretli bir iş   adamı   gibi   hareket   etmesi   gerekmektedir.   Basiretli      adamı   gibi   davranma   yükümü aslında objektif bir özen ölçüsü getirmekte ve tacirin ticari işletmesiyle ilgili faaliyetlerinde, kendi yetenek ve imkanlarına göre ondan beklenebilecek bir özeni değil, aynı ticaret dalında faaliyet gösteren tedbirli, öngörülü bir tacirden beklenen özeni göstermesinin gerekli olduğunu vurgulamaktadır24.   

Müteahhit, inşaat sözleşmesinde yüklenmiş olduğu eseri meydana getirirken, bu eseri iş sahibine teslim ederken, sözleşme konusu işlerde egemen olan anlayışa göre, benzer bir eserin ifasını yüklenen makul ve dürüst bir müteahhitten beklenilen tüm dikkati sarf etmek, bilim ve tekniğin temel kurallarını uygulamak, ve kullanmak zorundadır. İşte müteahhidin   göstermek   zorunda   olduğu   bu   dikkat   ve   çaba,   özen   borcunu   oluşturur.

Müteahhidin göstermek zorunda olduğu bu tür özene üst paragrafta belirtilen “objektif özen” adı   verilmektedir25.   Müteahhitten,   alanında   yetenekli   ve   becerikli   bir meslek   adamının göstereceği özen ve dirayet beklenilmelidir.    

 

Bir müteahhidin iş sahibine oranla yapılacak işten daha iyi anladığı kabul olunarak, bu bilgi ve deneyimi ile işin ifasında ısraftan kaçınması, fen ve sanat kurallarına uygun şekilde işin yürütülmesini sağlaması, rizikolara karşı iş sahibinin dikkatini çekmesi özen borcunun gereğidir.

 

Müteahhidin   göstereceği   özen   yükümlülüğü   sözleşmenin,   özellikle borçlanılan   edimin   ifası   sırasında   bilinen   teknik   kurallara   göre   belirlenir.   Bu   anlamda müteahhit, inşaatın temeli, yapımı, malzeme, araç ve gereç kullanımı, güvenlik önlemleri hakkında ve bunların icrası sırasında bilinen teknik kurallara uymakla yükümlüdür26.

 

Müteahhidin özen borcuna ilişkin BK. mad. 356/1 düzenlemesi emredici bir hüküm değildir. Taraflar isterlerse bu hükmün aksini kararlaştırabilirler27.

 

B- Özen Borcunu Başlıca Görünüm Halleri

 

a.) Müteahhidin İş Sahibini Aydınlatma ve Bilgi Verme Borcu

 

Müteahhidin uzman kişi olması hasebi ile, iş sahibini aydınlatma, tavsiyede bulunma ve eserin meydana getirilmesi yönünden önem taşıyan her konu, durum ve olay hakkında ona bilgi verme borcu bulunmaktadır28.

 

Müteahhit öncelikli olarak bir işi üstlenirken kendi bilgisinin, uzmanlığının ve parasal gücünün   o      için   yeterli   olup   olmadığını   iyice   tartmalı   ve   bunlar  yetersiz   ise sözleşmeyi yapmaktan kaçınmalıdır29.

 

Müteahhidin   ısmarlanan  eserin   vücuda  getirilmesi   için  gerekli   ön  şartların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırması, özellikle eserin meydana getirilmesi ile ilgili olarak verilen talimatlar, plan ve projeler, projelerin uygulamaya elverişliliği  ile malzeme seçimi, malzemenin ve arazinin maksada elverişliliği ve masraflar hakkında müteahhide bilgi verip onu aydınlatması özen yükümlülüğünün gereklerindendir30.

 

Yine müteahhidin, iş sahibini onun tarafından sağlanan malzeme veya arsanın ayıpları   hakkında   aydınlatması,   eserin   muntazam   ve   zamanında   meydana getirilmesini geciktirecek veya tehlikeye koyacak ve maliyetini önemli ölçüde arttıracak olağanüstü gelişmeleri iş sahibine derhal bildirmesi, ayrıca maliyet fiyatlarında meydana gelecek büyük artışlardan      sahibini   haberdar   etmesi   özen   yükümlülüğün   önemli   bir yönünü oluşturmaktadır31.

 

b.) Müteahhidin Koruma ve Çevresel Güvenliğe İlişkin Borçları

 

Müteahhidin   işi   özenle   yapma   borcu,   yalnız   işin   başlangıcında   alınacak tedbirler   ve   yapılacak   incelemelerden   ibaret     olmayıp,   eserin   tamamlanıp teslime   kadar devam   etme   özelliğini   göstermektedir.   Yine   özen   borcu   işin   çevresel   güvenliğinin sağlanması ve eserin teslimine kadar emin bir şekilde korunmasının sağlanması hususlarını da ihtiva etmektedir.

 

Müteahhit borçlandığı eseri meydana getirirken, iş sahibinin hukukça korunan mutlak haklarını, kişilik değerlerini, yaşama hakkını, vücut ve sağlık bütünlüğü değerleri ile malvarlığı değerlerini tehlikeye koyacak, bunları ihlal edecek her türlü yapma ve yapmama fiilinden kaçınmakla yükümlüdür32.

 

Müteahhit, iş sahibinin rızasını almadan denenmiş bir inşaat sistemi yerine, henüz yeteri kadar denenmemiş, fakat bazı üstünlükleri bulunduğu sanılan yeni veya başka bir inşaat sistemine başvurmamalıdır33.

 

Yukarıda belirtildiği üzere müteahhidin eserin çevresel güvenliğini sağlama yükümlülüğü kanımızca özen borcunun bir görünümüdür. Bunla birlikte müteahhit eserin yapımında çalışan işçilerin güvenliğinden de sorumludur. Yargıtay’ca, inşaatta çalışan bir işçinin   kaza   sonucu   ölmesi   ile   ilgili   tazminat   isteği,   özen   borcu   kapsamında   kabul edilmiştir34. Bu minvalde her ne kadar Tandoğan’ca, sözleşmede açıkça öngörülmedikçe ve sigorta yaptırılmasını gerektiren çok özel haller bulunmadıkça, müteahhidin üçüncü kişilerin inşaat ve tesisat dolayısıyla uğrayabilecekleri zararları karşılamak için sorumluluk sigortası ve inşaat için yangın sigortası yaptırmamış olması özen yükümlülüğünün ihlali sayılmasa da35, bu görüşe katılmak mümkün değildir.   Şöyle ki; müteahhit  deneyimli ve uzmanlık bilgisi olan tacir niteliğine haiz kişidir. İş sahibine bağımlı çalışmamakta,  bu da sorumluluk derecesini   ağırlaştırmaktadır.   Yine   günümüzde   yapım   teknolojisi   hızlı   bir   ilerleme kaydetmekte,   bununla   birlikte   eserin   yapımı   esnasında   güvenlik   önlemlerinin artırılması yaşam   ve   sağlık   hakkının   önemi   açısında   gereksinim   arz   etmektedir.   Bu   bağlam   da sorumluluk   ve   sigorta   hukuku   alanında   ülkemiz   hukuk   sisteminde   de   önemli   gelişmeler olmakta, özellikle yüksek mahkeme içtihatları ile insan ve çevre merkezli bir bilinç topluma kazandırılmaya   çalışılmaktadır.   Günümüz   modern   toplumuna   ve   hukuk   sistemlerine entegrasyon   açısından   önem   arz   eden   bu   yaklaşım   tarzı   kanımızca   benimsenmeli   ve desteklenmelidir.   Bugün   Anglo-Amerikan   hukuk   sistemlerinde   obezite   hastası   yolcularla seyahat etmek zorunda kalan yolcuların tazminat talepleri mahkemelerce kabul görmekte ve hava   taşıma   firmaları   bu   yanlış   uygulamadan   sorumlu   tutulmakta   iken,   ülkemiz   hukuk sisteminde  yapacağı inşaatın güvenliğini sağlayamayan  ve bu nedenle yolda yürüyen bir kişinin  vücut bütünlüğüne halel gelmesine sebebiyet veren bir müteahhidin bundan sorumlu tutulmaması günümüz dünyasın da hayatın doğal akışına aykırılık teşkil edecektir.

 

C- Müteahhidin Özen Borcuna Aykırı Hareket Etmesinin Sonuçları

 

Müteahhidin   özen   borcunu   hiç   yada   gereği   gibi   yerine   getirmemesi durumunda iş sahibi aşağıda belirtilen yollara başvuru hakkına sahiptir.

 

a.) Müteahhidin özen borcunu hiç etmemesi veya kötü ifa etmesi durumunda BK.   mad.   96   bağlamında   sorumluluğu   ortaya   çıkacak   ve      sahibinin   de   bu   hükümler çerçevesinde uğradığı zararın giderilmesini isteme hakkı söz konusu olacaktır36.

 

b.)   İş sahibi,   istisna sözleşmelerinde işin yapılması sırasında müteahhidin özen yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirip getirmediğini sürekli olarak denetleyebilir. BK. mad 358/2 uyarınca iş sahibi, işin yapılması sırasında müteahhidin kusuru sebebiyle işin ayıplı veya sözleşmeye aykırı bir surette yapılacağının kesinlikle tahmin edilmesinin mümkün olduğu durumlarda, işin müteahhitçe düzeltilmesini veya bu mümkün olmadığı takdirde bir başkasına yaptırılmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hakkın kullanımı aşağıdaki şartların mevcudiyetine bağlıdır. Şöyle ki;

 

aa.Eserin   yapılması   sırasında   işin   ayıplı   veya   sözleşmeye   aykırı şekilde yapılacağını kesinlikle tahmin etmenin mümkün olması.

 

bb.Kesinlikle   tahmin   edilen   eserin   ayıplı   veya   sözleşmeye   aykırı şekilde meydana getirilmesi, müteahhidin kusuru sonucu olmalıdır.

 

cc.İş sahibi tarafından müteahhide işi kendisinin düzeltmesi için süre verilmeli   ve   bu   süre   içinde   düzeltmeyi   yapmadığı   takdirde   işin   başkasına   yaptırılacağı ihtarında bulunulmalıdır37.

 

c.) Özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesi yüzünden eserin ayıplı veya sözleşmeye aykırı şekilde meydana getirileceğini kesinlikle tahmin etmenin mümkün olduğu durumlarda, müteahhit, işi düzeltmesi veya sözleşmeye uygun hareket etmesi için verilen süre içinde gerekeni yapmazsa veya yararsız olacağı için hiç süre verilmemişse, işi başkasına yaptırmak yerine sözleşmenin feshi yoluna gidilip gidilmeyeceği konusunda BK. mad.358/2 de bir açıklık bulunmadığı gibi doktrinde ve uygulamada farklı görüşler bulunmaktadır38.

 

§.3- Müteahhidin İşi Bizzat Yapma veya Kendi Yönetimi Altında Yaptırmak Borcu

 

 

I- Genel Kural (Şahsen İfa Zorunluluğu) ve Hukuki Niteliği

 

BK.mad.67’de   kural   olarak   borçlu   borcunu   şahsen   ifada   bulunmakla yükümlüğü   olmadığı   halde,   BK.mad.365/2   de;      Müteahhit,   imal   olunacak   şeyi   bizzat yapmağa veya kendi idaresi altında yaptırmağa mecburdur. Fakat işin mahiyetine nazaran şahsi   maharetin   ehemmiyeti   yok   ise,   taahhüt   ettiği   şeyi   başkasına   dahi   imal   ettirebilir” hükmü düzenlenmiştir. Madde metninden anlaşılacağı üzere müteahhit, borçlanmış olduğu eserini   şahsen   meydana   getirmekle   veya   yönetimi   altında   başkasına   yaptırmakla yükümlüdür39.

Müteahhit eseri ya bizzat meydana getirecek ya da kendi yönetimi altında bir başkasına yaptıracaktır.

 

Bu düzenlemenin hukuki mesnedi, müteahhidin borcunun kişisel niteliğinin karine olarak kabul edilmiş olmasıdır 40. Müteahhidin kişiliği, özellikle de kişisel yetenek ve becerileri   bu fikrin gelişiminde önem taşımaktadır. İş sahibi müteahhidin kişiliğini, onun kişisel yetenek ve becerilerini göz önünde tutarak, ona güvenerek bu sözleşmeyi yapar  41.

Ancak anılan  karina işbölümüne  dayanan modern ekonominin  gereklerine  uymadığı  için eleştirilmektedir.

 

Yapılacak   eser,  sanat   eserlerinde   olduğu   gibi,   müteahhidin   maddi   ve   fikri bireysel yeteneklerinden, başkası onun kişisel yönetimi altında olsa bile aynı eser ortaya çıkaramayacak derecede etkileniyor ise, işin müteahhitçe bizzat yapılması zorunludur. Bu gibi hallerde eser özgün yapısını ve değerini onu yapanın kişiliğinden alır ve yerine başkası konulamaz. Bu tür istisnai haller dışında genellikle işin müteahhidin kişisel yönetimi altında başkasına yaptırılması mümkündür. Tüzel kişilerde zaten daima bizzat yapma değil, yetkili organların   veya   gerçek   kişilerin   kişisel   yönetimi   altında   yaptırma   söz   konusu   olur.   İşin mahiyetine   göre   müteahhidin   kişisel   yeteneklerinin   önemi   bulunmayan   hallerde   ise, müteahhit işi kendi kişisel yönetimi altında olmaksızın kendi adına ve hesabına anlaşma yaptığı alt müteahhitlere de yaptırabilir 42.

 

Müteahhidin edimi şahsen veya üçüncü bir kişi eliyle yerine getirme borcunu düzenleyen kanun hükmü, müteahhidin kişisel niteliklerinin önemli olmadığı durumlarda işi başkasına dahi yaptırabileceği hususuna cevaz vermekte olup,  işin alt müteahhit marifeti ile yaptırılabilmesi hususunun bir diğer hukuki dayanağını anılan maddenin emredici nitelikte bir   hüküm   niteliğinde   olmamasındır.   Taraflar   bunun   aksini   kararlaştırabilirler.   Yani sözleşmede   inşa   eserinin   tamamının   veya   bir   kısmının   alt   müteahhide   verileceği kararlaştırılabileceği   gibi,   işin   alt   müteahhide   verilmesi   tamamen   veya   kısmen yasaklanabilir43.   Ayrıca   müteahhidin   işi   başkasına   yaptırması   hususunda   önceden   bir anlaşma bulunmasa dahi, iş sahibinin sonradan vereceği onay ile yaptırılan işi caiz sayması olanağı da bulunmaktadır.

 

Müteahhidin, eseri kendisi yapmak ve kendi yönetiminde yaptırmak borcunun bulunduğu hallerde, işi başkasına veya yönetimi altında olmaksızın yaptırması, sözleşmeye aykırılık teşkil eder ve doğacak zarardan sorumlu tutulmasına neden olur. Bu durumda   iş sahibi BK.mad.106 uyarınca sözleşmeyi feshedebilir44. 

 

II- Müteahhidin İşi Kendi Yönetimi Altında Yardımcı Kişilere Yaptırması

 

Yukarıda   açıkladığımız   gibi   genel   kural   müteahhidin   işi   bizzat   kendisinin yapmasıdır.   Bununla   birlikte   ilgili   madde,   müteahhidin   işi   meydana   getirirken   yardımcı kişilere başvurmasına olanak tanımaktadır. Müteahhidin eseri yardımcı kişileri marifetiyle yerine   getirmesi   onun   şahsen   ifa   borcundan   bir   ayrılma   teşkil   etmemektedir.   Günümüz ekonomik ve teknik koşulları, işlerin büyük işletmelerce yapılaması durumu işbölümünü ve yardımcı  kişilere  başvurmayı  zorunlu  kılmaktadır.  Ancak işin  görülmesinde  müteahhidin kişiliği önemli ve onun yardımcı kullanması, daha düşük nitelikte bir eser ortaya çıkmasına ol açacak ise, yardımcı kişi kullanma caiz sayılamamalıdır. Örneğin bir ressamın sipariş edilen tablonun yapımında yardımcı kullanması caiz değildir.  Bununla birlikte müteahhidin yarımcı kullanması eserin niteliğini etkilemeyecek ise, bu tür durumlarda yardımcı şahıs çalıştırılmasının caiz olmayan bir yönü bulunmamaktadır. Örneğin bir terzinin kendi biçtiği kumaşın   dilişlerini   yetişmiş   çırağına   yaptırması   veya   bir   evin   inşasını   meydana   getiren müteahhidin çeşitli usta ve işçilerden faydalanması gibi45.

 

Müteahhidin işi kendi yönetimi altında yaptırma borcu özellikle şu hususları içermektedir:

 

-Yüklenilen   eser   yapımı   işinin   maddi   bakımdan   ve   personel   bakımından amaca elverişli biçimde düzenlenmesi

-Gerekli çalışma araçlarının sağlanması

-İşin ifasının bu işi yapabilecek güçte yardımcı şahıslar arsında bölünmesi, gerekiyorsa mevcut yardımcı şahısların yenileri ile güçlendirilmesi

-Yardımcı   şahıslara   gerekli   talimatın   verilmesi   ve   kendilerinin   gözetim altında bulundurulması

-İşin   gerektirdiği   güvenlik   önlemlerinin     alınması,   uyarıcı   levhaların konulması46.

 

Eserin yapımında yardımcı kişi kullanan müteahhidin iki türlü sorumluluğu ortaya çıkabilir. Şöyle ki;

 

a.) İşi kendi yönetimi altında yaptırma borcunun yerine getirilmemesi yüzünden   müteahhidin   doğrudan   doğruya   kendi   davranışından   sorumluluğu   durumu gerçekleşebilir. Böyle bir durumda, müteahhit sorumluluktan kurtulabilmesi için işi kendi yönetimi   altında   yaptırma   borcunu   hiç   yada     gereği   gibi   yetirmemesinde   kusuru bulunmadığını ispat etmek zorundadır. Aksi halde iş sahibinin uğradığı zararı BK.mad.96

hükümlerine   göre   gidermekle   yükümlü   olacaktır.   Müteahhidin   bu   borcunda   temerrüde düşmesi halinde de, iş sahibinin BK.mad.106 çerçevesinde sahip olduğu hakları kullanması mümkündür.

 

b.)   Yardımcı   kişilerin   kendilerine   bırakılan   işi   gereği   gibi   ifa etmemeleri   yüzünden   müteahhidin   onların   davranışından   dolayı   sorumlu   olma   durumu gerçekleşebilir.  Bu sorumluluğun hukuki dayanağı BK.mad.100 hükmüdür. Müteahhit söz konusu   sorumluluktan   ancak   yardımcı   kişinin   davranışında   kendisi   bulunsaydı   kusurlu sayılmayacak olduğunu ispat ederek kurtulabilir.

 

III- Müteahhidin İşin Tamamını veya Bir Kısmını Alt Müteahhitlere Yaptırma Yetkisi

 

    A- Alt Müteahhit Kavramı

 

BK.mad 356/2 müteahhidin işi bizzat yapma (şahsen ifa) borcuna bir isitsna getirmiştir. Anılan maddeye göre, işin niteliği bakımından müteahhidin kişisek yetenek ve becerisinin   önemi   yok   ise,   müteahhit   yüklendiği   eseri   başkası   vasıtası   ile   de   meydana getirebilir. Bu noktada alt müteahhitlik kavramı ortaya çıkmakta olup,   müteahhit eserin tamamını veya bir kısmını üçüncü kişiye, alt müteahhide (taşeron=yardımcı kişi) yaptırabilir.

 

Alt müteahhit asıl müteahhidin eseri meydana getirme borcunun ifasını kendi adına ve hesabına yaptığı bir istisna sözleşmesiyle ona bıraktığı kendi hesabına çalışan bir yardımcı kişidir47.

 

Asıl müteahhidin eserin tamamını veya bir kısmını meydana getirmek üzere alt   müteahhit   ile   yaptığı   alt   müteahhitlik   sözleşmesi   de   niteliği   itibariyle   bir   istisna sözleşmesidir. Asıl müteahhit bu sözleşmeyi alt müteahhit ile iş sahibi adına değil, kendi nam ve hesabına yapar.

 

Alt müteahhitliğin  birden fazla  kademeli  olması, başka bir deyişle, bir alt müteahhidin  de kendisine bırakılan  işlerde işlerden bir kısmını başka bir alt müteahhide yaptırması mümkündür48. 

 

B- Müteahhidin İşi Alt Müteahhitlere Devir Yetkisi

 

Asıl müteahhidin yüklendiği işin tamamını veya bir kısmını alt müteahhide devir   yetkisi,      sahibinin   rızasına   veya   işin   niteliği   itibariyle   bir   başkası   tarafından yapılmaya elverişli durumda olmasına dayanır(BK.mad.356/2). Ayrıca devir yetkisi taraflar arasında yapılan sözleşme ile de kararlaştırılmış olabilir.

 

Asıl müteahhide, işin tamamını veya bir kısmını alt müteahhide devir yetkisi, sözleşmenin yapıldığı an verilebileceği gibi, daha sonra da ayrı bir sözleşme ile verilebilir. Devir yetkisi belirli yetkilerin verilip, belirli yetkilerin verilmediği kaydını içerebilir. İşin tamamının veya bir kısmının alt müteahhide devri, iş sahibinin iznine tabi tutulmuş ise devir için iş sahibinin izninin alınması şarttır. İş sahibi, izni alınmadan yapılan bir devre, sonradan icazet verebilir. İzin verilmesi ilke olarak herhangi bir şekle tabi olmasa da, yazılı olarak yapılmasında yarar bulunmaktadır49. 

 

C-Asıl Müteahhit İle Alt Müteahhit Arasındaki İlişki

 

İlk müteahhit ile alt müteahhit arasındaki ilişki, ilk müteahhidin kendi nam ve hesabına alt müteahhit ile yaptığı yeni bir istisna sözleşmesine dayanır. Alt müteahhit bu sözleşmede kararlaştırılan eseri, sözleşmenin yapısına göre malzemeyi de kendisi sağlayarak veya   sağlamayarak,   bir   ücret   karşılığında   meydana   getirmek   ve   ilk   müteahhide   teslim etmekle yükümlüdür. Alt müteahhidin eseri meydana getirme ve teslim borcu iş sahibine karşı değil, asıl müteahhide karşı söz konusudur50. Alt müteahhittin ilk müteahhide karşı ayıba karşı tekeffül borcu bulunmaktadır.

 

Asıl müteahhit alt müteahhidi seçerken gerekli özeni göstermek zorundadır. Alt müteahhit kendi adına ve asıl müteahhitten bağımsız hareket etme yetkisine sahiptir. Yine   alt   müteahhit   asıl   müteahhittin   bağımlı   değil   bağımsız   yardımcısı   konumundadır. Ayrıca konusunda uzman olması gerekmektedir.  

Alt   müteahhidin   ilk   müteahhitle   yaptığı   sözleşmeye   aykırı   davranışı yüzünden   ilk   müteahhit   de   asıl      sahibine   olan   borcunu   yerine   getiremez   ve   ona   karşı sorumlu duruma girerse, ilk müteahhit bu nedenle uğradığı zararın tazminini alt müteahhitten isteyebilir51.

 

D-İş Sahibi İle Alt Müteahhit Arasındaki ilişki

 

İş sahibi ile alt müteahhit arasında bir istisna sözleşmesi olmadığı için bu sözleşmeden   doğan   bir   borç   ilişkisi   de   bulunmamaktadır.   Alt   müteahhit   yalnız   ilk müteahhide   karşı   sözleşmeden   dolayı   borçlu   olup,      sahibine   karşı   herhangi   bir   borcu bulunmamaktadır. Aynı durum iş sahibi içinde geçerlidir. İş sahibinin alt müteahhide karşı sözleşmeden   doğan   bir   borcu   bulunmamaktadır.   Bu   durumun   doğal   sonucu   olarak,   iş sahibinin alt müteahhide talimat verme veya yüklenilen eserin meydana getirilerek teslimini isteme   hakkı   bulunmamaktadır.   Alt   müteahhitten   eserin   tamamlanarak   teslim   edilmesini isteme hakkı yalnızca asıl müteahhide aittir. İş sahibi sadece şartların mevcudiyeti halinde haksız fiil hükümlerine göre alt müteahhitten talepte bulunma hakkına sahip olur52.

 

Kural   bu   olmakla   birlikte   iki   halde,   asıl      sahibi   doğrudan   doğruya   alt müteahhide karşı sözleşmeye dayanan haklar ileri sürebilir. Bunlar;

 

a.) Alt müteahhidin müteahhitçe kendisine verilen işleri yapacağı veya ayıpsız yapacağı   hususunda   doğrudan   doğruya   asıl      sahibine   karşı   yükümlülüğe   girmesi.   Bu takdire alt müteahhit yükümlülüklerini yerine getirmez ise iş sahibi ona karşı sözleşmeye dayanan sorumluluk davası açabilir53.

 

b.)   Asıl müteahhit ile alt müteahhit arasındaki sözleşme ilişkisi, iş sahibi yararına yapılmış bir sözleşme niteliğinde ise iş sahibi tam üçüncü kişi yararına sözleşme kurallarına göre alt müteahhitten bazı taleplerde bulunabilir54 (BK.mad.111/2).

 

Yukarıda   değinildiği   gibi,      sahibi   ile   alt   müteahhit   arasında   sözleşmeye dayalı bir ilişki olmadığı için, iş sahibinin alt müteahhide ücret ödeme borcu ilke olarak bulunmamaktadır.   Alt   müteahhit   ücret   alacağını   ancak   kendisi   ile   akdi   ilişkisi   olan   asıl müteahhide karşı ileri sürebilir.

 

Bununla birlikte iş sahibi alt müteahhide karşı müteselsil borçlu sıfatıyla veya kefil olarak ücret ödeme borcunu yüklenmiş veya garanti etmişse, alt müteahhide karşı ücret ödeme borcu doğar55.

 

Eserin alt müteahhit tarafından meydana getirilmesinin  iş sahibi yönünden bazı   önemli   riskleri   bulunmaktadır.   Bunların   başında      sahibinin   asıl   müteahhide   ücret edimini ödemiş olmasına rağmen onun alt müteahhide bu ücreti ödememesi halinde, kanuni ipotek   nedeni   ile      sahibinin   alt   müteahhide   yeniden   ücret   ödeme   durumunda   kalması gelmektedir.  MK.mad.807/3, 809 ve devamı  maddelerine  göre alt müteahhit  iş sahibinin arsasında inşa ettiği yapı üzerinde çalışmasını nedeniyle asıl müteahhitten olan ücret alacağı için iş sahibine karşı kanuni ipotek hakkını kullanabilir ve bunun tescilini talep edebilir 56. İş sahibi tescil edilen kanuni ipotek yönünden bütün malları ile değil sadece tescil yapılan taşınmazla sorumludur.  

 

İş sahibi asıl müteahhit ile yaptığı sözleşme ile alt müteahhittin kanuni ipotek hakkını kaldıramaz. Ayrıca alt müteahhitte kanuni ipotek hakkından feragat edemez.

 

İş   sahibi   ikinci   bir   ödeme   tehlikesine   karşın,   asıl   müteahhit   ile   yapacağı sözleşmeye, alt müteahhidin ücret borcunun ödendiğinin sabit olması halinde kendisine ücret ödeyeceği kaydını, yine iş sahibi asıl müteahhit ile yaptığı sözleşmede alt müteahhidin ücret borcunu   doğrudan   doğruya   kendisinin   ödeyeceği   şartını   koyarak   ikinci   ödeme   riskinden kurtulabilir.

 

E-Asıl Müteahhit İle İş Sahibi Arasında Alt Müteahhit İle İlgili İlişki

 

Asıl müteahhidin alt müteahhidin eylemlerinden, iş sahibine karşı sorumlu olduğu  halleri iki kısımda incelemekte fayda bulunmaktadır.

 

a.)   Asıl   müteahhit   yetkisi   olmadığı   halde   işi   kısmen   veya   tamamen   alt müteahhide devretmiş ve alt müteahhitte işi hiç veya gereği gibi yapmayarak iş sahibinin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olabilir.  Bu durumda asıl müteahhit sözleşemeye aykırı kusurlu davranışından dolayı BK.mad.96 gereği zarardan iş sahibine karşı sorumludur. Yine asıl müteahhit iş sahibine karşı, alt müteahhidin zararlı eylemlerinden BK.mad.100/1 gereği sorumludur 57.

 

b.)   Asıl   müteahhidin   işi   alt   müteahhide   devretme   yetkisi   bulunduğu durumlarda, asıl müteahhit alt müteahhidin seçiminde ve ona verdiği talimatlarda kusurlu davranması durumunda, bu kusurundan dolayı iş sahibine karşı BK.mad. 100 gereği sorumlu olur.   Böyle   bir   durumda   müteahhit   ancak,   bu   davranışta   kendisi   bulunsaydı   kusurlu sayılmayacağını ispat ederek sorumluluktan kurtulabilir58.         

 

IV- Müteahhidin İş Sahibi Adına İşi Başkasına Bırakması ve Sözleşmeyi Bir Bütün Olarak  Devri

 

Müteahhidin   eser   sözleşmesiyle   üstlendiği   işi      sahibi   adına   ve   hesabına yaptığı bir sözleşme ile üçüncü bir kişiye bırakması eseri alt müteahhide yaptırmasından farklıdır. Çünkü asıl müteahhit alt müteahhitle yaptığı sözleşmeyi kendi nam ve hesabına yapmakta, burada işi iş sahibi nam ve hesabına başka bir kişiye devretmektedir. Bu nedenle burada BK.mad.356/2’nin uygulanması mümkün değildir. Bu şekilde sözleşmeyi devreden müteahhit   eser   sözleşmesine   aykırı   davranmakta   ve   yetkisiz   temsilci   sıfatı   ile   hareket etmektedir. Bu durum karşısında BK.mad.38 ve 39 uygulama alanı bulur.

 

Doktrinde kabul edilen görüşe göre, işş sahibi ancak onay verdiği takdirde nam ve hesabına müteahhitçe yapılmış olan eser sözleşmesinin alacaklısı ve borçlusu olur. İş sahibi onay vermekten kaçınır ise müteahhidin kendisiyle iş yapmış olduğu üçüncü kişi iş sahibine karşı sözleşmeye dayanan herhangi bir istemde bulunamaz 59. 

 

Son   olarak   değinmek   gerekir   ki;      sahibi,   kendi   adına   eser   sözleşmesi yapmak için müteahhide yetki vermemiş olmakla birlikte, üçüncü kişilere karşı böyle bir yetki verdiğini beyan etmiş veya buna delalet eden eylemleriyle böyle bir görüntü yaratmış ise, müteahhidin onun adına yapmış olduğu sözleşme onu bağlar60.       

 

§.4- Müteahhidin Araç ve Gereç Sağlama Borcu

 

 

I- Araç ve Gereç’in Tarifi, Malzemeden Farkı

 

Borçlar   Kanununun   356.maddesinin   3.fıkrasında;   “Hilafına   adet   veya mukavele olmadıkça, müteahhit, imal olunacak şeyin icrası için lazım olan vasıtaları ve alet ve edevatı kendi masrafıyla tedarik etmeğe mecburdur” hükmü düzenlenmiş olup, takip eden 357.madde de ise müteahhidin malzeme itibariyle borçlarına yer verilmiştir.

 

Araç ve gereç; tamamlanmış eser teslim edildikten sonra ondan ayrılabilen veya müteahhit tarafından  kendi mülkiyetinde olduğu için geri alınabilen şeylerdir61. Bir inşaatta  kullanılan  yapı  makineleri  ve gereçleri,  makine  yedek parçaları,  beton  kalıpları, patlayıcı maddeler, akaryakıt, elektrik akımı, tesisat yapı iskeleleri, barakalar, geçici enerji hatları, mecralar, geçici köprü ve yollar, iş makineleri parkı, şantiye binası, işçi lojman ve yemekhanesi, servis araçları vs. geniş anlamda araç gereç kavramı içine girer.

 

Malzeme   ise   eserin   meydana   getirildiği   ve   onun   içinde   kalan   maddedir62. Malzeme hammadde olabileceği gibi yarı mamul madde de olabilir63. Taş, kum, çimento, hazırlanmış   taze   beton,   inşaat   demirleri,   pencereler,   lavabolar,   küvetler,   prefabrike   yapı elemanları,   binaya   monte   edilecek   tesisat,   borular,   motorlar   malzemeye   örnek   olarak gösterilebilir.   Müteahhidin   çalışma   araç   ve   gereçleri,   yapının   üzerine   yapılacağı   arsa,   iş sahibine ve müteahhide ait planlar, müteahhide değiştirmesi, tamir etmesi veya temizlemesi için verilen şeyler malzeme kavramına girmemektedir64.

 

II- Araç ve Gereç Sağlanması

 

BK.mad.356/3   metninden   anlaşılacağı   üzere   istisna   sözleşmesinde   araç   ve gereci temin borcu ilke olarak müteahhide aittir. Ancak bu hüküm düzenleyici nitelikte olup, taraflar sözleşmede bunun aksini kararlaştırabilirler65. Araç ve gerecin iş sahibi tarafından karşılanması   durumunda,   müteahhit   bunları   özenle   kullanma   yükümlülüğündedir. BK.mad.357 de ise -her ne kadar Tandoğan tarafından malzemenin müteahhit tarafından getirileceği   görüşü   benimsenmişse   de66-   malzeme   sağlama   borcu   taraflar   birine   açıkça yüklenilmiş   değildir.   Bu   sebeple   tarafların   malzemenin   getirilmesi   borcunu   sözleşmede serbestçe kararlaştırmaları görüşü tarafımızca da kabule şayandır.

 

 

Bunla   birlikte   araç   ve   gereç’in   yalnız   sağlanması   değil,   masraflarıda müteahhide aittir 67. Bu masraflar müteahhit tarafından fiyatlandırma yapılır iken iş sahibine yansıtılır.Devamlı kalacak tesisat ve yolların bedelinin tamamının da iş sahibi tarafından ödenmesi gerekmektedir. Müteahhit mülkiyeti kendisine ait araç ve gereçler kullanabileceği gibi, başkasından da kiralayabilir veya ödünç alabilir. Yine birden fazla müteahhit çalışma araçlarından ortaklaşa yararlanıp, masrafını paylaşabilirler.

 

 

Müteahhit’in işin görülmesi için elverişli, ayıpsız ve yeterli araç ve gereci sağlaması gerekmektedir. Aksi durumda iş sahibi BK.mad.358/2’ye göre hareket edebilir 68.

 

1    Yılmaz,E., Hukuk Sözlüğü, Ankara 1992,sh.653.

 

2    Yılmaz, sh.849

 

  YHG., 02.07.2003 tarih, 14-452/456 sayılı kararı,Legal Hukuk Dergisi, Ağustos 2003,sh.1955

 

  15.H.D.,31.1.2002 tarih, 4351/454 sayılı kararı, YKD, Ekim 2002, sh.1532 

 

4  Yavuz,C., Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümleri 2.cilt, İstanbul 1993, sh.61

 

5   Altaş, H., Eserin Tesliminden Önce Telef Olması, Ankara 2002, sh.42

 

6  Tandoğan, H., Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri Cilt:2,sh.48

 

7  Yavuz, sh.61

 

8  Eren F., İnşaat Sözleşmeleri Yönetici-İşletmeci Mühendis ve Hukukçular İçin Ortak Seminer (2.Tıpkı Basım),Ankara 2001, sh.73

 

9   Tandoğan, sh.49

 

10  Tandoğan, sh.49

 

11  Tandoğan, sh.49

 

12  Tandoğan, sh.49

 

13  Yavuz, sh.61

 

14  Yavuz, sh.62

 

15  Tandoğan, sh.49

 

16  Tandoğan, sh.49

 

17  Tandoğan, sh.50

 

18  Tandoğan, sh.50

 

19  Yavuz, sh.62

 

20  Tercier, N.2508;Zindel/Pulver,Art.364,N.25; BGE 93II 272;  Eren, sh. 77

 

21  Tandoğan, sh.51

 

22  Eren F., sh.73; Yavuz, sh.63

 

23  Eren F., sh.74

 

24  Arkan S., Ticari İşletme Hukuku, Ankara 1993, sh.126

 

25  Eren F., sh.74

 

26  Eren F., sh.74

 

27  Zindel/Pulver,Art.364,N.54; BGE 94 II 159; Eren F., sh.75

 

28  Eren F., sh.76

 

29  Tandoğan, sh.56

 

30  Eren F., sh.76; Tandoğan, sh.56

 

31  Eren F., sh.76

 

32  Eren F., sh.76

 

33  Becker, Art.364, Nr.2; Tandoğan, sh.58

 

34  Kostakoğlu, C., İçtihatlı İnşaat Hukuku ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri (3.Baskı), İstanbul 2000, sh.407

 

35  Gautschi, Art.364,Nr.5,1; BGE 50 II 517; Tandoğan, sh.58

 

36  Yavuz, sh.65

 

37  Yavuz, sh.65

 

38   Yavuz, sh.66

 

39  Eren F., sh.64

 

40  Yavuz, sh.67

 

41  Tercier,N.2474; Eren F., sh.64

 

42  Tandoğan, sh.71

 

43  Eren F., sh.64

 

44  Tandoğan, sh.73

 

45   Tandoğan, sh.74

 

46  Tandoğan, sh.75

 

47  Tandoğan, sh.77

 

48  Tandoğan, sh.78

 

49  Eren F., sh.49

 

50  Eren F., sh.66

 

51  Tandoğan, sh.84

 

52  Gauch, N.136; Tandoğan, sh. 85; Eren F., sh.66

 

53  Tandoğan, sh. 85

 

54  Gauch, N.137-138; Tandoğan, sh. 85; Eren F., sh.66

 

55  Gauch, N.143; Tandoğan, sh. 88; Eren F., sh.66

 

56  Gauch, N.149; Tandoğan, sh. 88; BGE 104 II 354; 103 II 34,232; 99 II 388; Eren F., sh.67

 

57   Tandoğan, sh. 92

 

58  Tandoğan, sh. 94

 

59  Gauch, Nr.457; BGE 97 II 66; Tandoğan, sh. 95

 

60  Tandoğan, sh. 96

 

61  Tandoğan, sh. 102

 

62  Tandoğan, sh. 104

 

63  Eren F., sh.69

 

64  Tandoğan, sh. 104

 

65  Eren F., sh.68

 

66  Tandoğan, sh. 105

 

67 Tandoğan, sh. 102

 

68 Zindel/Pulver,Art.364,N.44; Eren F., sh.68

 

 

 

 

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

 

Atlaş H.

Eserin Tesliminden Önce Telef Olması, Ankara 2002

Yılmaz E.

Ticari İşletme Hukuku, Ankara 1993

Eren F.

İnşaat Sözleşmelerinde Müteahhidin Borçları ve Bu Sonuçların Yerine Getirilmemesinin   Sonuçları, Yönetici İşletmeci Mühendis   ve   Hukukçular İçin   Ortak   Seminer (2.Tıpkı Basım), Ankara 2001

Kostakoğlu C.

İçtihatlı İnşaat Hukuku ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmeleri (3.Baskı), İstanbul 2000

 

Kostakoğlu C.

Sayı 8, Ağustos 2003

Tandoğan H.  

Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri Cilt: 2 (3.Baskı), Ankara 1987

Yargıtay Kararları Dergisi

Cilt: 28, Sayı 10, Ekim 2002

Yılmaz E.

Türk Borçlar Hukuku Özel Hükümler 2.Cilt (Genişletilmiş ve Yenilenmiş 2.Baskı), İstanbul 1993

Yılmaz E.       

Hukuk Sözlüğü (Genişletilmiş 4.Baskı), Ankara 1992

 

 

 

 

 

 


 
   
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=